T ürkiye'de İslam ortaçağının eğitim kurumu olan medresenin yanı sıra, 19. yüzyılda modern eğitim kurumlan oluşmaya başladı. Yönetim reformu uygulanan kuruluşların eğitilmiş insangücü gereksinmesini karşılamak amacıyla ayn ayrı oluşturulan bu kurumların işleyişi 1869'da Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'yle sistemleştirildi. Fransız eğitim sisteminin etkisiyle hazırlanan nizamname, ilköğretimden yükseköğretime kadar eğitim kurumlarının hangi büyüklükteki yerleşim yerlerinde kurulacağını ve nasıl yönetileceğini düzenliyordu. Esinlendiği Fransız sistemi gibi bu sistem de temelde merkeziyetçiydi. Ama Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki haberleşme ve ulaşım olanaklarının kısıtlılığı dolayısıyla tam merkeziyetçi bir sistemin kurulması zordu. Bu nedenle vilayet idarelerine eğitimin finansmanından Öğretmenlerin atanmasına kadar çok çeşitli yetkiler tanınmıştı. Osmanlı yönetimi böylece
yeni bir eğitim sistemi oluştururken, medreselerde yeni düzenlemelere gitmedi ve iki eğitim sistemi yan yana varlığını sürdürdü. Cumhuriyet yönetiminin eğitim alanındaki en köklü düzenlemesi, 1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu'yla medreseleri kapatarak İkili sisteme son vermesi oldu. Buna koşut olarak din öğretimi eğitim sisteminin dışına çıkarıldı ve eğitim sistemi cumhuriyetin laiklik ilkesiyle tutarlı duruma getirildi. Tek parti rejiminin egemen olduğu yıllarda, vilayetlerin eğitim konusundaki yetkileri kısılarak bütünüyle merkeziyetçi bir eğitim sistemine geçildi. II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye'nin yeni dış ilişkileri ve çok partili rejimi çerçevesinde eğitim sisteminin merkeziyetçi niteliği değişmedi. Ama Avrupa kökenli eğitim felsefelerinin yerini ABD kökenli eğitim felsefeleri aldı, din öğretimi yeniden eğitim sistemine girdi. Önce ilköğretim düzeyinde ve isteğe bağlı olarak başlayan din eğitimi zamanla üst düzeydeki okullara da girdi ve 1982 Anayasası'yla zorunlu nitelik kazandı. Aynca imam hatip okullarının hızla yaygınlastınlması ve bu okulların mezunlarına din görevliliği dışındaki meslek alanlarına ve okullara da girme olanağının tanınmasıyla, Türkiye'de eğitim sistemi yeniden ikili bir yapının özelliklerini göstermeye başladı.
|